Ana Sayfa >  Tas Hakkinda > Tasin Tarihi > 

Tasin Tarihi

Tas deyip geçmemek gerekir!...Hayatin ve tarihin bütün macerasi taslarin gizil sirrinda saklidir.

Dogal taslar, insanlar tarafindan bilinen ve kullanilan en eski insaat malzemelerinden biri oldugu gibi mimarlik ve sanat tarihi, ayni zamanda dogal taslarin kullanim tarihidir de.

Altay Türklerinin Yaratilis Efsanelerinden Orhun Yazitlarina,  Uygurlar’in iyi talih,  saadet,  güç ve bereket verdigine inandiklari Kutlug Dag sembolizminden Sümer, Akad, Babil, Hititler ve Anadolu’da kutsal sayilan Havasi tasina, Friglerde baslangiçta bir meteor tasiyla ilgisi oldugu bilinen Ana Tanriça Kybele’ye kadar bir çok mitolojik anlatilarda görüldügü gibi tas; yeryüzü, insanlar, bitkiler ve hayvanlar yaratilmadan önemli islevler üstlenmistir.

Tarihteki buna benzer olgularin, taslardaki bu canliliga ve gizil güce inancin bir uzantisi olarak Yakutlarda “yad”, “yada”, Kipçak’larda “cay”, “cama”, Kirgizlarda “joytas”,Oguz’larda ve Anadolu’da “yada tasi”dedigimiz bir tasin yagmur yagdirma gücüne sahip olduguna inanilir.

Türk kültüründe kartal, aslan ve kaplumbaganin önemli yeri vardir. Sabrin, uzun ömrün simgesi kaplumbaga Orhun yazitlarinin temel tasi biçiminde yer alirken, gücün ve azametin simgesi Aslan tas heykeller biçiminde saray kapilarinda, Orhun Yazitlarina giden yolun iki tarafinda, oradan esinlenerek de günümüzde Aslanli Yol adi ile Ulu Önder Atatürk’ün anit kabrinde ve kimi önemli devlet konutlarinda kullanilmistir.

Türk kültüründe önemli bir yere sahip olan kartal ise Hun Imparatorlugu’nda Gök Tanri sayilmis, Dede Korkut’ta da kuslarin sultani olarak yorumlanip Tanri’ya yakin uçucu kus diye tanimlanmistir.

Isa’nin, Zeus’un, Sezar ve Napolyon’un amblemleri kartaldir.

Nemrut dagindaki Antiokos’un mezari ölüyü kötü ruhlardan korumak amaciyla kartal ve aslan heykelleriyle çevrilmistir.

Tas, sicak yuvamizda duvar, ekmegimiz için degirmen tasi, ark tasi (oluk), kuyu tasi (Kuyu agizlarina konan yayvan tas), suluk, çesmelerde yalak tasi, düven altinda çakmak tasi, dibek tasi(bugdayi kabugundan ayirmak için), merdivenlerin ilk basamagi olarak yapilan ayak tasi, binek tasi, firin tasi, dilek tasi, sigil tasi, hamamlarda göbek tasi, camilerde musalla tasi ve mezarlikta mezar tasi olarak hayatimizda çok önemli islevler yüklenmistir. 

Tas, insan yasaminda barinmadan korunmaya, duygularini,  mesajlarini gelecege aktarmadan, sonsuz yolculugunda bedenini emanet etmeye kadar saglamligin, sonsuzlugun, güvenin simgesi olarak tarihsel çaglar boyunca insanla bütünlesen bir malzemedir.

Eski Misirlilar Aswan granitlerini, Urartular volkanik tüfleri, Hititliler bazalt taslarini ve Helenistik dönem uygarliklari mermerleri yogun olarak kullanmislardir.Bu antik uygulamalarda tasin kaynagindan yapinin yerine malzeme tasinmasinin kolayligi ve ekonomik olusunun etkisi belirgindir ancak görsel etkide sinirli kalindiginda, çesitlilik ve zenginlik arandiginda uzak yörelerden ve ülkelerden de taslarin getirildigi bilinmektedir.

Roma ve Bizans döneminde Bazalt, Mermer, Kireçtasi, Traverten, Volkanik Tüf’ler,

Kommagene Kralligi döneminde Adiyaman Nemrut Dagi’nda bulunan heykellerde Kireçtaslari,

Selçuklularda Mermer, Volkanik Tüf’ler ve yumusak Kalkerler, Andezit, Bazalt,

Osmanli döneminde Traverten, Mermer, Fosilli Kalker olan Bademli Küfeki tasi, Serpantin, renkli Granit’ler kullanilmistir.

Cumhuriyet döneminin ilk yillarinda yapilan kamu binalarinda Ankara Andezitleri, kurucumuz Ulu Önder Atatürk için yapilan Anitkabir’de çesitli renklerde Traverten, Mermer, Serpantin ve Kireçtaslari kullanilmistir.

Ayasofya ve Süleymaniye camii basta olmak üzere Istanbul’daki Roma, Bizans ve Osmanli dönemi eski tarihi yapilara bakildiginda Bakirköy Küfekisi, Hereke Pudingi, Marmara Adasi Mermeri, Çanakkale Kestanbol Graniti, Kapidag Graniti, Bilecik Taskesen Tektonik Bresi, Gülümbe Oolitli Kalkeri,  Afyon Menekse Mermeri ve Oniks ile birlikte Italya’dan getirilen Serpantin Bresi, eski yesil Porfir, Misir’dan getirilen eski kirmizi Porfir ve Aswan Granit’inin yaygin olarak kullanildigi görülmektedir.

Dünyanin ilk astronomi gözlemevi olarak yapildigi bilinen Ingiltere’de bulunan Stonehenge adli yapitta iç içe geçmis halkalar üzerine yerlestirilen 40’ar ton agirligindaki yekpare kumtasi ve diyabaz bloklari, Misir piramitlerinin yapiminda kireçtasi ve granit bloklari, Çin seddinin yapiminda kumtasi, kireçtasi ve granit kullanilmistir.

Michelangelo’nun, üzerinde on emrin yazili bulundugu levhayi az sonra ayaga kalkarak yere çalacagi izlenimi yaratan Musa Peygamberin tasvir edildigi  Moses (Musa'nin Hükmü) adli heykelinin yapimini bitirdikten sonra “ niçin benimle konusmuyorsun?” diye mirildandigi söylenir.

Günümüzde dogal taslar her ne kadar endüstri tarafindan sekillendirilse de Tas, endüstriyel bir ürün degildir.Dogada milyarlarca yilda sekillenmis, onun parçasi olup tüm gizemini barindiran benzersiz, olustuklari ortamin kosullarini yansitan iç yapilari, fosilleri ve insanlik tarafindan binlerce yillik tarih boyunca çesitli amaçlarla kullanilmasiyla dünya ve insanlik tarihinin gelisimine isik tutan nitelikleri Tasi, baska hiçbir yapi malzemesinde bulunmayan özelliklere sahip ayricalikli bir malzeme kilmaktadir.

4,6 milyar yillik dünyamizin tarihine iliskin çok önemli ve güvenilir ipuçlari veren tasin tarihi,  bu nitelikleri ile ayni zamanda insanlik ve doga tarihinin en önemli taniklari, esi bulunmaz ve taklit edilemeyen künyeleridir.

Bilim insanlarina göre 13,8 milyar yil önce olan büyük patlama(big bang)’dan sonra ve  günümüzden 10 milyar yil kadar önce henüz dünyamiz olusmamisken, ana bilesenleri %98 hidrojen ve helyumdan olusan yildizlar ve gökadalar ortaya çikarak evrenimizi olusturmuslardi.

Farkli teoriler olmakla birlikte bugün genellikle kabul edilen teoriye göre evrenin olusmasindan 5,5 milyar yil sonra, günümüzden 4,5 milyar yil kadar önce olusan Dünyamiza 4,3 milyar yil önce Mars gezegeni büyüklügünde bir cisim çarpmis ve büyük bir parça kopartarak Ay olusmustur.Çarpisma yerkabugunu kizgin bir kor eriyikle kaplamis, yavas yavas sogumasiyla da taslardan olusan, Litosfer adi verilen bir kabuk yeryüzünün dis katmanini olusturmustur.Volkanik lav akintilari, depremler, sicaklik degisimleri ve meteorlarin düsmesiyle yeryüzeyi sürekli olarak kirilip parçalanmis, lavlarla birlikte yeryüzüne çikan volkanik gazlardan su buhari, karbondioksit ve azot dünyamizin etrafinda atmosferimizi olusturmustur.

4,2 milyar yil önce isinin 100 santigrad derecenin altina inmesiyle buharlasma azalmis ve okyanuslarin olusum asamasi baslamistir.Volkanik aktiviteler sonucunda açiga çikan su buhari ile birlikte buzla kapli meteroitlerin dünyamiza düsmesiyle buharlasan su yagmur olarak tekrar dünyamiza inerek zamanla çukurluklari dolduran okyanuslari olusturmustur.    

Yerkabugunda ilk olarak Bazalt tasi ve kitalari temsil eden Granit meydana gelmistir.Ilk canlilarin görülmeye basladigi tarih günümüzden 3,5 milyar yil öncedir.

Üzerinde canlilarin yasadigi, taslardan olusan Litosfer adi verilen kismin kalinligi dünyamizin yariçapinin %1’i kadardir.

Maddenin en küçük parçasi atomlardan olusan elementlerin bir araya gelmesiyle mineraller, minerallerin bir araya gelmesiyle de  taslar olusmustur, diger bir deyisle dogaltaslar bir mineraller toplulugudur. Taslarin içerdigi minerallere bakarak olustuklari ortamlari hakkinda genis bilgiler elde edilmesi sayesindedir ki taslar, olusumlari sirasindaki dogal ortami yansitan bir belge niteligindedir. Içinde bulunan mineral ve fosiller, incelenen tasin jeolojik zaman boyunca basindan geçen tüm olaylari bize anlatir, diger bir deyisle dünyamizin milyarlarca yillik jeolojik gelisiminin izleri taslarda kayitlidir.

Minerallerin bazi türleri dogada nadir olarak ve düzgün kristaller halinde bulundugundan bunlar yari degerli veya degerli mineraller, diger bir deyisle süs taslari olarak siniflandirilirlar.Süs taslari oldukça sert, asit etkisine karsi dayanikli, islenebilir ve sekillendirildiklerinde isigi hayranlik verici bir sekilde yansitan özel taslardir.

Taslar Magmatik((Plütonik(derinlik kayalari), Volkanik(yüzey kayalari), Sub Volkanik(yari derinlik kayalari)), Sedimenter(tortul-çökel) ve Metamorfik(baskalasim) taslari olarak üç ana gruba ayrilirlar.

Jeolojik süreç boyunca magmatik taslar metamorfik ve tortul taslara, tortul taslar magmatik ve metamorfik taslara, metamorfik taslar da magmatik ve tortul taslara dönüsürler, bu döngüye “kaya döngüsü” denir.

Magma, yerkabugunun derinliklerinde bulunan ve sicakligi 600-1300 santigrad derece  arasinda degisen erimis silikat bilesiklerinden olusur. Magmanin kristallenmesi veya soguyup katilasmasiyla magmatik kayalar olusur.Bu kayalar yer kabugunun farkli derinliklerine yerlesirler veya yeryüzünde volkanlar seklinde gözlendiklerinden farkli özellikler sergilerler. Soguma ve katilasma yeryüzüne yakin yerde olursa damar taslari(yari derinlik taslari), yeryüzünde hizli bir sekilde gerçeklesirse volkanik taslar(yüzey taslari), yerkabugunun derinlerinde olursa plütonik kayalari olustururlar.

Bazalt, Andezit, Trakit, Riyolit, Diyabaz, Aplit, Pegmatit, Porfir, Granit, Gabro, Siyenit, Diyorit Magmatik kayalardandir.

Dogada varolan kayaçlarin olustuklari sicaklik ve basinç kosullarindan farkli olarak 200-800 santigrad derece isi ve basinç kosullarinin etkisi altinda kalmalari sonucu kati durumlarini koruyarak ugramis olduklari yapisal, dokusal ve bilesimsel degisiklige "Metamorfizma"  bu degisiklikle olusmus olan yeni kayaca da "Metamorfik Kayaç" denilir.

Mermer, gnays, sist, kuvarsit, arduvaz ve serpantin bilinen baslica Metamorfik taslardir.

Yerkabugunda daha önce olusmus olan her türden tasin fiziksel asinma ve kimyasal ayrisma sonucunda yer çekimi kuvveti, rüzgar, dalga, su ve buzullarla tasinip göl, akarsu havzalari ve denizlerde depolanmalari sonrasinda çesitli süreçler sonucunda yeniden taslasmasiyla olusan taslara  tortul(sedimenter-çökel) taslar adi verilir.

Bu kayalar belirli kosullarda yapi, doku ve mineralojik degisimlere ugrayarak metamorfik kayalari meydana getirir. Asiri derinlere gömülen kayalar kismi ergimeye ugrayarak yeniden magmayi olusturur.

Sedimanter kayaçlari diger taslardan ayiran en önemli özelliklerden biri fosil içermeleridir.Bu kayaçlarin incelenmesi, geçmis zamana ait dis etkenler hakkinda (iklim, bitki örtüsü ve canli yasami vb. gibi) yerkabugunun ve canli yasaminin tarihçesini aydinlatmada diger gruptaki kayaçlara (magmatik, metamorfik) göre daha saglikli bilgiler verir.

Tortul taslar hacim olarak yerkabugunun %5’ini, magmatik ve metamorfik taslar ise %95’ini olusturmakta, buna karsilik tortul taslarin kapladigi alan %75, magmatik ve metamorfik taslarin kapladigi alan ise %25 civarindadir.Dolayisiyla insanlarin faydalandigi  bir çok maden yatagini içerirler. Petrol, yer alti ve yer üstü sulari, kömür, demir, boksit, altin, elmas, uranyum vb gibi çok degerli madenler sedimanter kayaçlar içerisinde yataklanmaktadir.

Tortul taslar, Kirintili((kumtasi, çakiltasi, konglomera, bres, puding), Kimyasal(kireçtasi, traverten, oniks, dolomit), Organik(fosilli kireçtasi, kömür, gnays, sist) olmak üzere baslica üç ana gruba ayrilir.

Tortul taslar içinde yerkabugunda en yaygin olarak kireçtasi, kumtasi ve çakil taslari-konglomeralar(bres ve puding) gözlenir.Bu taslar dogal tas sektöründe yaygin bir kullanim alanina sahiptir.

Türkiye jeolojik özellikleri açisindan Alp-Himalaya kusaginda yer alir ve bugünkü bilgilerimize göre 400’den fazla çesit renk ve desende zengin dogal tas kaynaklarina sahiptir.
Ana Sayfa >  Tas Hakkinda > Tasin Tarihi > 

Tasin Tarihi

Tas deyip geçmemek gerekir!...Hayatin ve tarihin bütün macerasi taslarin gizil sirrinda saklidir.

Dogal taslar, insanlar tarafindan bilinen ve kullanilan en eski insaat malzemelerinden biri oldugu gibi mimarlik ve sanat tarihi, ayni zamanda dogal taslarin kullanim tarihidir de.

Altay Türklerinin Yaratilis Efsanelerinden Orhun Yazitlarina,  Uygurlar’in iyi talih,  saadet,  güç ve bereket verdigine inandiklari Kutlug Dag sembolizminden Sümer, Akad, Babil, Hititler ve Anadolu’da kutsal sayilan Havasi tasina, Friglerde baslangiçta bir meteor tasiyla ilgisi oldugu bilinen Ana Tanriça Kybele’ye kadar bir çok mitolojik anlatilarda görüldügü gibi tas; yeryüzü, insanlar, bitkiler ve hayvanlar yaratilmadan önemli islevler üstlenmistir.

Tarihteki buna benzer olgularin, taslardaki bu canliliga ve gizil güce inancin bir uzantisi olarak Yakutlarda “yad”, “yada”, Kipçak’larda “cay”, “cama”, Kirgizlarda “joytas”,Oguz’larda ve Anadolu’da “yada tasi”dedigimiz bir tasin yagmur yagdirma gücüne sahip olduguna inanilir.

Türk kültüründe kartal, aslan ve kaplumbaganin önemli yeri vardir. Sabrin, uzun ömrün simgesi kaplumbaga Orhun yazitlarinin temel tasi biçiminde yer alirken, gücün ve azametin simgesi Aslan tas heykeller biçiminde saray kapilarinda, Orhun Yazitlarina giden yolun iki tarafinda, oradan esinlenerek de günümüzde Aslanli Yol adi ile Ulu Önder Atatürk’ün anit kabrinde ve kimi önemli devlet konutlarinda kullanilmistir.

Türk kültüründe önemli bir yere sahip olan kartal ise Hun Imparatorlugu’nda Gök Tanri sayilmis, Dede Korkut’ta da kuslarin sultani olarak yorumlanip Tanri’ya yakin uçucu kus diye tanimlanmistir.

Isa’nin, Zeus’un, Sezar ve Napolyon’un amblemleri kartaldir.

Nemrut dagindaki Antiokos’un mezari ölüyü kötü ruhlardan korumak amaciyla kartal ve aslan heykelleriyle çevrilmistir.

Tas, sicak yuvamizda duvar, ekmegimiz için degirmen tasi, ark tasi (oluk), kuyu tasi (Kuyu agizlarina konan yayvan tas), suluk, çesmelerde yalak tasi, düven altinda çakmak tasi, dibek tasi(bugdayi kabugundan ayirmak için), merdivenlerin ilk basamagi olarak yapilan ayak tasi, binek tasi, firin tasi, dilek tasi, sigil tasi, hamamlarda göbek tasi, camilerde musalla tasi ve mezarlikta mezar tasi olarak hayatimizda çok önemli islevler yüklenmistir. 

Tas, insan yasaminda barinmadan korunmaya, duygularini,  mesajlarini gelecege aktarmadan, sonsuz yolculugunda bedenini emanet etmeye kadar saglamligin, sonsuzlugun, güvenin simgesi olarak tarihsel çaglar boyunca insanla bütünlesen bir malzemedir.

Eski Misirlilar Aswan granitlerini, Urartular volkanik tüfleri, Hititliler bazalt taslarini ve Helenistik dönem uygarliklari mermerleri yogun olarak kullanmislardir.Bu antik uygulamalarda tasin kaynagindan yapinin yerine malzeme tasinmasinin kolayligi ve ekonomik olusunun etkisi belirgindir ancak görsel etkide sinirli kalindiginda, çesitlilik ve zenginlik arandiginda uzak yörelerden ve ülkelerden de taslarin getirildigi bilinmektedir.

Roma ve Bizans döneminde Bazalt, Mermer, Kireçtasi, Traverten, Volkanik Tüf’ler,

Kommagene Kralligi döneminde Adiyaman Nemrut Dagi’nda bulunan heykellerde Kireçtaslari,

Selçuklularda Mermer, Volkanik Tüf’ler ve yumusak Kalkerler, Andezit, Bazalt,

Osmanli döneminde Traverten, Mermer, Fosilli Kalker olan Bademli Küfeki tasi, Serpantin, renkli Granit’ler kullanilmistir.

Cumhuriyet döneminin ilk yillarinda yapilan kamu binalarinda Ankara Andezitleri, kurucumuz Ulu Önder Atatürk için yapilan Anitkabir’de çesitli renklerde Traverten, Mermer, Serpantin ve Kireçtaslari kullanilmistir.

Ayasofya ve Süleymaniye camii basta olmak üzere Istanbul’daki Roma, Bizans ve Osmanli dönemi eski tarihi yapilara bakildiginda Bakirköy Küfekisi, Hereke Pudingi, Marmara Adasi Mermeri, Çanakkale Kestanbol Graniti, Kapidag Graniti, Bilecik Taskesen Tektonik Bresi, Gülümbe Oolitli Kalkeri,  Afyon Menekse Mermeri ve Oniks ile birlikte Italya’dan getirilen Serpantin Bresi, eski yesil Porfir, Misir’dan getirilen eski kirmizi Porfir ve Aswan Granit’inin yaygin olarak kullanildigi görülmektedir.

Dünyanin ilk astronomi gözlemevi olarak yapildigi bilinen Ingiltere’de bulunan Stonehenge adli yapitta iç içe geçmis halkalar üzerine yerlestirilen 40’ar ton agirligindaki yekpare kumtasi ve diyabaz bloklari, Misir piramitlerinin yapiminda kireçtasi ve granit bloklari, Çin seddinin yapiminda kumtasi, kireçtasi ve granit kullanilmistir.

Michelangelo’nun, üzerinde on emrin yazili bulundugu levhayi az sonra ayaga kalkarak yere çalacagi izlenimi yaratan Musa Peygamberin tasvir edildigi  Moses (Musa'nin Hükmü) adli heykelinin yapimini bitirdikten sonra “ niçin benimle konusmuyorsun?” diye mirildandigi söylenir.

Günümüzde dogal taslar her ne kadar endüstri tarafindan sekillendirilse de Tas, endüstriyel bir ürün degildir.Dogada milyarlarca yilda sekillenmis, onun parçasi olup tüm gizemini barindiran benzersiz, olustuklari ortamin kosullarini yansitan iç yapilari, fosilleri ve insanlik tarafindan binlerce yillik tarih boyunca çesitli amaçlarla kullanilmasiyla dünya ve insanlik tarihinin gelisimine isik tutan nitelikleri Tasi, baska hiçbir yapi malzemesinde bulunmayan özelliklere sahip ayricalikli bir malzeme kilmaktadir.

4,6 milyar yillik dünyamizin tarihine iliskin çok önemli ve güvenilir ipuçlari veren tasin tarihi,  bu nitelikleri ile ayni zamanda insanlik ve doga tarihinin en önemli taniklari, esi bulunmaz ve taklit edilemeyen künyeleridir.

Bilim insanlarina göre 13,8 milyar yil önce olan büyük patlama(big bang)’dan sonra ve  günümüzden 10 milyar yil kadar önce henüz dünyamiz olusmamisken, ana bilesenleri %98 hidrojen ve helyumdan olusan yildizlar ve gökadalar ortaya çikarak evrenimizi olusturmuslardi.

Farkli teoriler olmakla birlikte bugün genellikle kabul edilen teoriye göre evrenin olusmasindan 5,5 milyar yil sonra, günümüzden 4,5 milyar yil kadar önce olusan Dünyamiza 4,3 milyar yil önce Mars gezegeni büyüklügünde bir cisim çarpmis ve büyük bir parça kopartarak Ay olusmustur.Çarpisma yerkabugunu kizgin bir kor eriyikle kaplamis, yavas yavas sogumasiyla da taslardan olusan, Litosfer adi verilen bir kabuk yeryüzünün dis katmanini olusturmustur.Volkanik lav akintilari, depremler, sicaklik degisimleri ve meteorlarin düsmesiyle yeryüzeyi sürekli olarak kirilip parçalanmis, lavlarla birlikte yeryüzüne çikan volkanik gazlardan su buhari, karbondioksit ve azot dünyamizin etrafinda atmosferimizi olusturmustur.

4,2 milyar yil önce isinin 100 santigrad derecenin altina inmesiyle buharlasma azalmis ve okyanuslarin olusum asamasi baslamistir.Volkanik aktiviteler sonucunda açiga çikan su buhari ile birlikte buzla kapli meteroitlerin dünyamiza düsmesiyle buharlasan su yagmur olarak tekrar dünyamiza inerek zamanla çukurluklari dolduran okyanuslari olusturmustur.    

Yerkabugunda ilk olarak Bazalt tasi ve kitalari temsil eden Granit meydana gelmistir.Ilk canlilarin görülmeye basladigi tarih günümüzden 3,5 milyar yil öncedir.

Üzerinde canlilarin yasadigi, taslardan olusan Litosfer adi verilen kismin kalinligi dünyamizin yariçapinin %1’i kadardir.

Maddenin en küçük parçasi atomlardan olusan elementlerin bir araya gelmesiyle mineraller, minerallerin bir araya gelmesiyle de  taslar olusmustur, diger bir deyisle dogaltaslar bir mineraller toplulugudur. Taslarin içerdigi minerallere bakarak olustuklari ortamlari hakkinda genis bilgiler elde edilmesi sayesindedir ki taslar, olusumlari sirasindaki dogal ortami yansitan bir belge niteligindedir. Içinde bulunan mineral ve fosiller, incelenen tasin jeolojik zaman boyunca basindan geçen tüm olaylari bize anlatir, diger bir deyisle dünyamizin milyarlarca yillik jeolojik gelisiminin izleri taslarda kayitlidir.

Minerallerin bazi türleri dogada nadir olarak ve düzgün kristaller halinde bulundugundan bunlar yari degerli veya degerli mineraller, diger bir deyisle süs taslari olarak siniflandirilirlar.Süs taslari oldukça sert, asit etkisine karsi dayanikli, islenebilir ve sekillendirildiklerinde isigi hayranlik verici bir sekilde yansitan özel taslardir.

Taslar Magmatik((Plütonik(derinlik kayalari), Volkanik(yüzey kayalari), Sub Volkanik(yari derinlik kayalari)), Sedimenter(tortul-çökel) ve Metamorfik(baskalasim) taslari olarak üç ana gruba ayrilirlar.

Jeolojik süreç boyunca magmatik taslar metamorfik ve tortul taslara, tortul taslar magmatik ve metamorfik taslara, metamorfik taslar da magmatik ve tortul taslara dönüsürler, bu döngüye “kaya döngüsü” denir.

Magma, yerkabugunun derinliklerinde bulunan ve sicakligi 600-1300 santigrad derece  arasinda degisen erimis silikat bilesiklerinden olusur. Magmanin kristallenmesi veya soguyup katilasmasiyla magmatik kayalar olusur.Bu kayalar yer kabugunun farkli derinliklerine yerlesirler veya yeryüzünde volkanlar seklinde gözlendiklerinden farkli özellikler sergilerler. Soguma ve katilasma yeryüzüne yakin yerde olursa damar taslari(yari derinlik taslari), yeryüzünde hizli bir sekilde gerçeklesirse volkanik taslar(yüzey taslari), yerkabugunun derinlerinde olursa plütonik kayalari olustururlar.

Bazalt, Andezit, Trakit, Riyolit, Diyabaz, Aplit, Pegmatit, Porfir, Granit, Gabro, Siyenit, Diyorit Magmatik kayalardandir.

Dogada varolan kayaçlarin olustuklari sicaklik ve basinç kosullarindan farkli olarak 200-800 santigrad derece isi ve basinç kosullarinin etkisi altinda kalmalari sonucu kati durumlarini koruyarak ugramis olduklari yapisal, dokusal ve bilesimsel degisiklige "Metamorfizma"  bu degisiklikle olusmus olan yeni kayaca da "Metamorfik Kayaç" denilir.

Mermer, gnays, sist, kuvarsit, arduvaz ve serpantin bilinen baslica Metamorfik taslardir.

Yerkabugunda daha önce olusmus olan her türden tasin fiziksel asinma ve kimyasal ayrisma sonucunda yer çekimi kuvveti, rüzgar, dalga, su ve buzullarla tasinip göl, akarsu havzalari ve denizlerde depolanmalari sonrasinda çesitli süreçler sonucunda yeniden taslasmasiyla olusan taslara  tortul(sedimenter-çökel) taslar adi verilir.

Bu kayalar belirli kosullarda yapi, doku ve mineralojik degisimlere ugrayarak metamorfik kayalari meydana getirir. Asiri derinlere gömülen kayalar kismi ergimeye ugrayarak yeniden magmayi olusturur.

Sedimanter kayaçlari diger taslardan ayiran en önemli özelliklerden biri fosil içermeleridir.Bu kayaçlarin incelenmesi, geçmis zamana ait dis etkenler hakkinda (iklim, bitki örtüsü ve canli yasami vb. gibi) yerkabugunun ve canli yasaminin tarihçesini aydinlatmada diger gruptaki kayaçlara (magmatik, metamorfik) göre daha saglikli bilgiler verir.

Tortul taslar hacim olarak yerkabugunun %5’ini, magmatik ve metamorfik taslar ise %95’ini olusturmakta, buna karsilik tortul taslarin kapladigi alan %75, magmatik ve metamorfik taslarin kapladigi alan ise %25 civarindadir.Dolayisiyla insanlarin faydalandigi  bir çok maden yatagini içerirler. Petrol, yer alti ve yer üstü sulari, kömür, demir, boksit, altin, elmas, uranyum vb gibi çok degerli madenler sedimanter kayaçlar içerisinde yataklanmaktadir.

Tortul taslar, Kirintili((kumtasi, çakiltasi, konglomera, bres, puding), Kimyasal(kireçtasi, traverten, oniks, dolomit), Organik(fosilli kireçtasi, kömür, gnays, sist) olmak üzere baslica üç ana gruba ayrilir.

Tortul taslar içinde yerkabugunda en yaygin olarak kireçtasi, kumtasi ve çakil taslari-konglomeralar(bres ve puding) gözlenir.Bu taslar dogal tas sektöründe yaygin bir kullanim alanina sahiptir.

Türkiye jeolojik özellikleri açisindan Alp-Himalaya kusaginda yer alir ve bugünkü bilgilerimize göre 400’den fazla çesit renk ve desende zengin dogal tas kaynaklarina sahiptir.

Ana Sayfa >  Tas Hakkinda > Tasin Tarihi > 

Tasin Tarihi

Tas deyip geçmemek gerekir!...Hayatin ve tarihin bütün macerasi taslarin gizil sirrinda saklidir.

Dogal taslar, insanlar tarafindan bilinen ve kullanilan en eski insaat malzemelerinden biri oldugu gibi mimarlik ve sanat tarihi, ayni zamanda dogal taslarin kullanim tarihidir de.

Altay Türklerinin Yaratilis Efsanelerinden Orhun Yazitlarina,  Uygurlar’in iyi talih,  saadet,  güç ve bereket verdigine inandiklari Kutlug Dag sembolizminden Sümer, Akad, Babil, Hititler ve Anadolu’da kutsal sayilan Havasi tasina, Friglerde baslangiçta bir meteor tasiyla ilgisi oldugu bilinen Ana Tanriça Kybele’ye kadar bir çok mitolojik anlatilarda görüldügü gibi tas; yeryüzü, insanlar, bitkiler ve hayvanlar yaratilmadan önemli islevler üstlenmistir.

Tarihteki buna benzer olgularin, taslardaki bu canliliga ve gizil güce inancin bir uzantisi olarak Yakutlarda “yad”, “yada”, Kipçak’larda “cay”, “cama”, Kirgizlarda “joytas”,Oguz’larda ve Anadolu’da “yada tasi”dedigimiz bir tasin yagmur yagdirma gücüne sahip olduguna inanilir.

Türk kültüründe kartal, aslan ve kaplumbaganin önemli yeri vardir. Sabrin, uzun ömrün simgesi kaplumbaga Orhun yazitlarinin temel tasi biçiminde yer alirken, gücün ve azametin simgesi Aslan tas heykeller biçiminde saray kapilarinda, Orhun Yazitlarina giden yolun iki tarafinda, oradan esinlenerek de günümüzde Aslanli Yol adi ile Ulu Önder Atatürk’ün anit kabrinde ve kimi önemli devlet konutlarinda kullanilmistir.

Türk kültüründe önemli bir yere sahip olan kartal ise Hun Imparatorlugu’nda Gök Tanri sayilmis, Dede Korkut’ta da kuslarin sultani olarak yorumlanip Tanri’ya yakin uçucu kus diye tanimlanmistir.

Isa’nin, Zeus’un, Sezar ve Napolyon’un amblemleri kartaldir.

Nemrut dagindaki Antiokos’un mezari ölüyü kötü ruhlardan korumak amaciyla kartal ve aslan heykelleriyle çevrilmistir.

Tas, sicak yuvamizda duvar, ekmegimiz için degirmen tasi, ark tasi (oluk), kuyu tasi (Kuyu agizlarina konan yayvan tas), suluk, çesmelerde yalak tasi, düven altinda çakmak tasi, dibek tasi(bugdayi kabugundan ayirmak için), merdivenlerin ilk basamagi olarak yapilan ayak tasi, binek tasi, firin tasi, dilek tasi, sigil tasi, hamamlarda göbek tasi, camilerde musalla tasi ve mezarlikta mezar tasi olarak hayatimizda çok önemli islevler yüklenmistir. 

Tas, insan yasaminda barinmadan korunmaya, duygularini,  mesajlarini gelecege aktarmadan, sonsuz yolculugunda bedenini emanet etmeye kadar saglamligin, sonsuzlugun, güvenin simgesi olarak tarihsel çaglar boyunca insanla bütünlesen bir malzemedir.

Eski Misirlilar Aswan granitlerini, Urartular volkanik tüfleri, Hititliler bazalt taslarini ve Helenistik dönem uygarliklari mermerleri yogun olarak kullanmislardir.Bu antik uygulamalarda tasin kaynagindan yapinin yerine malzeme tasinmasinin kolayligi ve ekonomik olusunun etkisi belirgindir ancak görsel etkide sinirli kalindiginda, çesitlilik ve zenginlik arandiginda uzak yörelerden ve ülkelerden de taslarin getirildigi bilinmektedir.

Roma ve Bizans döneminde Bazalt, Mermer, Kireçtasi, Traverten, Volkanik Tüf’ler,

Kommagene Kralligi döneminde Adiyaman Nemrut Dagi’nda bulunan heykellerde Kireçtaslari,

Selçuklularda Mermer, Volkanik Tüf’ler ve yumusak Kalkerler, Andezit, Bazalt,

Osmanli döneminde Traverten, Mermer, Fosilli Kalker olan Bademli Küfeki tasi, Serpantin, renkli Granit’ler kullanilmistir.

Cumhuriyet döneminin ilk yillarinda yapilan kamu binalarinda Ankara Andezitleri, kurucumuz Ulu Önder Atatürk için yapilan Anitkabir’de çesitli renklerde Traverten, Mermer, Serpantin ve Kireçtaslari kullanilmistir.

Ayasofya ve Süleymaniye camii basta olmak üzere Istanbul’daki Roma, Bizans ve Osmanli dönemi eski tarihi yapilara bakildiginda Bakirköy Küfekisi, Hereke Pudingi, Marmara Adasi Mermeri, Çanakkale Kestanbol Graniti, Kapidag Graniti, Bilecik Taskesen Tektonik Bresi, Gülümbe Oolitli Kalkeri,  Afyon Menekse Mermeri ve Oniks ile birlikte Italya’dan getirilen Serpantin Bresi, eski yesil Porfir, Misir’dan getirilen eski kirmizi Porfir ve Aswan Granit’inin yaygin olarak kullanildigi görülmektedir.

Dünyanin ilk astronomi gözlemevi olarak yapildigi bilinen Ingiltere’de bulunan Stonehenge adli yapitta iç içe geçmis halkalar üzerine yerlestirilen 40’ar ton agirligindaki yekpare kumtasi ve diyabaz bloklari, Misir piramitlerinin yapiminda kireçtasi ve granit bloklari, Çin seddinin yapiminda kumtasi, kireçtasi ve granit kullanilmistir.

Michelangelo’nun, üzerinde on emrin yazili bulundugu levhayi az sonra ayaga kalkarak yere çalacagi izlenimi yaratan Musa Peygamberin tasvir edildigi  Moses (Musa'nin Hükmü) adli heykelinin yapimini bitirdikten sonra “ niçin benimle konusmuyorsun?” diye mirildandigi söylenir.

Günümüzde dogal taslar her ne kadar endüstri tarafindan sekillendirilse de Tas, endüstriyel bir ürün degildir.Dogada milyarlarca yilda sekillenmis, onun parçasi olup tüm gizemini barindiran benzersiz, olustuklari ortamin kosullarini yansitan iç yapilari, fosilleri ve insanlik tarafindan binlerce yillik tarih boyunca çesitli amaçlarla kullanilmasiyla dünya ve insanlik tarihinin gelisimine isik tutan nitelikleri Tasi, baska hiçbir yapi malzemesinde bulunmayan özelliklere sahip ayricalikli bir malzeme kilmaktadir.

4,6 milyar yillik dünyamizin tarihine iliskin çok önemli ve güvenilir ipuçlari veren tasin tarihi,  bu nitelikleri ile ayni zamanda insanlik ve doga tarihinin en önemli taniklari, esi bulunmaz ve taklit edilemeyen künyeleridir.

Bilim insanlarina göre 13,8 milyar yil önce olan büyük patlama(big bang)’dan sonra ve  günümüzden 10 milyar yil kadar önce henüz dünyamiz olusmamisken, ana bilesenleri %98 hidrojen ve helyumdan olusan yildizlar ve gökadalar ortaya çikarak evrenimizi olusturmuslardi.

Farkli teoriler olmakla birlikte bugün genellikle kabul edilen teoriye göre evrenin olusmasindan 5,5 milyar yil sonra, günümüzden 4,5 milyar yil kadar önce olusan Dünyamiza 4,3 milyar yil önce Mars gezegeni büyüklügünde bir cisim çarpmis ve büyük bir parça kopartarak Ay olusmustur.Çarpisma yerkabugunu kizgin bir kor eriyikle kaplamis, yavas yavas sogumasiyla da taslardan olusan, Litosfer adi verilen bir kabuk yeryüzünün dis katmanini olusturmustur.Volkanik lav akintilari, depremler, sicaklik degisimleri ve meteorlarin düsmesiyle yeryüzeyi sürekli olarak kirilip parçalanmis, lavlarla birlikte yeryüzüne çikan volkanik gazlardan su buhari, karbondioksit ve azot dünyamizin etrafinda atmosferimizi olusturmustur.

4,2 milyar yil önce isinin 100 santigrad derecenin altina inmesiyle buharlasma azalmis ve okyanuslarin olusum asamasi baslamistir.Volkanik aktiviteler sonucunda açiga çikan su buhari ile birlikte buzla kapli meteroitlerin dünyamiza düsmesiyle buharlasan su yagmur olarak tekrar dünyamiza inerek zamanla çukurluklari dolduran okyanuslari olusturmustur.    

Yerkabugunda ilk olarak Bazalt tasi ve kitalari temsil eden Granit meydana gelmistir.Ilk canlilarin görülmeye basladigi tarih günümüzden 3,5 milyar yil öncedir.

Üzerinde canlilarin yasadigi, taslardan olusan Litosfer adi verilen kismin kalinligi dünyamizin yariçapinin %1’i kadardir.

Maddenin en küçük parçasi atomlardan olusan elementlerin bir araya gelmesiyle mineraller, minerallerin bir araya gelmesiyle de  taslar olusmustur, diger bir deyisle dogaltaslar bir mineraller toplulugudur. Taslarin içerdigi minerallere bakarak olustuklari ortamlari hakkinda genis bilgiler elde edilmesi sayesindedir ki taslar, olusumlari sirasindaki dogal ortami yansitan bir belge niteligindedir. Içinde bulunan mineral ve fosiller, incelenen tasin jeolojik zaman boyunca basindan geçen tüm olaylari bize anlatir, diger bir deyisle dünyamizin milyarlarca yillik jeolojik gelisiminin izleri taslarda kayitlidir.

Minerallerin bazi türleri dogada nadir olarak ve düzgün kristaller halinde bulundugundan bunlar yari degerli veya degerli mineraller, diger bir deyisle süs taslari olarak siniflandirilirlar.Süs taslari oldukça sert, asit etkisine karsi dayanikli, islenebilir ve sekillendirildiklerinde isigi hayranlik verici bir sekilde yansitan özel taslardir.

Taslar Magmatik((Plütonik(derinlik kayalari), Volkanik(yüzey kayalari), Sub Volkanik(yari derinlik kayalari)), Sedimenter(tortul-çökel) ve Metamorfik(baskalasim) taslari olarak üç ana gruba ayrilirlar.

Jeolojik süreç boyunca magmatik taslar metamorfik ve tortul taslara, tortul taslar magmatik ve metamorfik taslara, metamorfik taslar da magmatik ve tortul taslara dönüsürler, bu döngüye “kaya döngüsü” denir.

Magma, yerkabugunun derinliklerinde bulunan ve sicakligi 600-1300 santigrad derece  arasinda degisen erimis silikat bilesiklerinden olusur. Magmanin kristallenmesi veya soguyup katilasmasiyla magmatik kayalar olusur.Bu kayalar yer kabugunun farkli derinliklerine yerlesirler veya yeryüzünde volkanlar seklinde gözlendiklerinden farkli özellikler sergilerler. Soguma ve katilasma yeryüzüne yakin yerde olursa damar taslari(yari derinlik taslari), yeryüzünde hizli bir sekilde gerçeklesirse volkanik taslar(yüzey taslari), yerkabugunun derinlerinde olursa plütonik kayalari olustururlar.

Bazalt, Andezit, Trakit, Riyolit, Diyabaz, Aplit, Pegmatit, Porfir, Granit, Gabro, Siyenit, Diyorit Magmatik kayalardandir.

Dogada varolan kayaçlarin olustuklari sicaklik ve basinç kosullarindan farkli olarak 200-800 santigrad derece isi ve basinç kosullarinin etkisi altinda kalmalari sonucu kati durumlarini koruyarak ugramis olduklari yapisal, dokusal ve bilesimsel degisiklige "Metamorfizma"  bu degisiklikle olusmus olan yeni kayaca da "Metamorfik Kayaç" denilir.

Mermer, gnays, sist, kuvarsit, arduvaz ve serpantin bilinen baslica Metamorfik taslardir.

Yerkabugunda daha önce olusmus olan her türden tasin fiziksel asinma ve kimyasal ayrisma sonucunda yer çekimi kuvveti, rüzgar, dalga, su ve buzullarla tasinip göl, akarsu havzalari ve denizlerde depolanmalari sonrasinda çesitli süreçler sonucunda yeniden taslasmasiyla olusan taslara  tortul(sedimenter-çökel) taslar adi verilir.

Bu kayalar belirli kosullarda yapi, doku ve mineralojik degisimlere ugrayarak metamorfik kayalari meydana getirir. Asiri derinlere gömülen kayalar kismi ergimeye ugrayarak yeniden magmayi olusturur.

Sedimanter kayaçlari diger taslardan ayiran en önemli özelliklerden biri fosil içermeleridir.Bu kayaçlarin incelenmesi, geçmis zamana ait dis etkenler hakkinda (iklim, bitki örtüsü ve canli yasami vb. gibi) yerkabugunun ve canli yasaminin tarihçesini aydinlatmada diger gruptaki kayaçlara (magmatik, metamorfik) göre daha saglikli bilgiler verir.

Tortul taslar hacim olarak yerkabugunun %5’ini, magmatik ve metamorfik taslar ise %95’ini olusturmakta, buna karsilik tortul taslarin kapladigi alan %75, magmatik ve metamorfik taslarin kapladigi alan ise %25 civarindadir.Dolayisiyla insanlarin faydalandigi  bir çok maden yatagini içerirler. Petrol, yer alti ve yer üstü sulari, kömür, demir, boksit, altin, elmas, uranyum vb gibi çok degerli madenler sedimanter kayaçlar içerisinde yataklanmaktadir.

Tortul taslar, Kirintili((kumtasi, çakiltasi, konglomera, bres, puding), Kimyasal(kireçtasi, traverten, oniks, dolomit), Organik(fosilli kireçtasi, kömür, gnays, sist) olmak üzere baslica üç ana gruba ayrilir.

Tortul taslar içinde yerkabugunda en yaygin olarak kireçtasi, kumtasi ve çakil taslari-konglomeralar(bres ve puding) gözlenir.Bu taslar dogal tas sektöründe yaygin bir kullanim alanina sahiptir.

Türkiye jeolojik özellikleri açisindan Alp-Himalaya kusaginda yer alir ve bugünkü bilgilerimize göre 400’den fazla çesit renk ve desende zengin dogal tas kaynaklarina sahiptir.

Size Nasıl Yardımcı Olabiliriz
Ana Sayfa >  Tas Hakkinda > Tasin Tarihi > 

Tasin Tarihi

Tas deyip geçmemek gerekir!...Hayatin ve tarihin bütün macerasi taslarin gizil sirrinda saklidir.

Dogal taslar, insanlar tarafindan bilinen ve kullanilan en eski insaat malzemelerinden biri oldugu gibi mimarlik ve sanat tarihi, ayni zamanda dogal taslarin kullanim tarihidir de.

Altay Türklerinin Yaratilis Efsanelerinden Orhun Yazitlarina,  Uygurlar’in iyi talih,  saadet,  güç ve bereket verdigine inandiklari Kutlug Dag sembolizminden Sümer, Akad, Babil, Hititler ve Anadolu’da kutsal sayilan Havasi tasina, Friglerde baslangiçta bir meteor tasiyla ilgisi oldugu bilinen Ana Tanriça Kybele’ye kadar bir çok mitolojik anlatilarda görüldügü gibi tas; yeryüzü, insanlar, bitkiler ve hayvanlar yaratilmadan önemli islevler üstlenmistir.

Tarihteki buna benzer olgularin, taslardaki bu canliliga ve gizil güce inancin bir uzantisi olarak Yakutlarda “yad”, “yada”, Kipçak’larda “cay”, “cama”, Kirgizlarda “joytas”,Oguz’larda ve Anadolu’da “yada tasi”dedigimiz bir tasin yagmur yagdirma gücüne sahip olduguna inanilir.

Türk kültüründe kartal, aslan ve kaplumbaganin önemli yeri vardir. Sabrin, uzun ömrün simgesi kaplumbaga Orhun yazitlarinin temel tasi biçiminde yer alirken, gücün ve azametin simgesi Aslan tas heykeller biçiminde saray kapilarinda, Orhun Yazitlarina giden yolun iki tarafinda, oradan esinlenerek de günümüzde Aslanli Yol adi ile Ulu Önder Atatürk’ün anit kabrinde ve kimi önemli devlet konutlarinda kullanilmistir.

Türk kültüründe önemli bir yere sahip olan kartal ise Hun Imparatorlugu’nda Gök Tanri sayilmis, Dede Korkut’ta da kuslarin sultani olarak yorumlanip Tanri’ya yakin uçucu kus diye tanimlanmistir.

Isa’nin, Zeus’un, Sezar ve Napolyon’un amblemleri kartaldir.

Nemrut dagindaki Antiokos’un mezari ölüyü kötü ruhlardan korumak amaciyla kartal ve aslan heykelleriyle çevrilmistir.

Tas, sicak yuvamizda duvar, ekmegimiz için degirmen tasi, ark tasi (oluk), kuyu tasi (Kuyu agizlarina konan yayvan tas), suluk, çesmelerde yalak tasi, düven altinda çakmak tasi, dibek tasi(bugdayi kabugundan ayirmak için), merdivenlerin ilk basamagi olarak yapilan ayak tasi, binek tasi, firin tasi, dilek tasi, sigil tasi, hamamlarda göbek tasi, camilerde musalla tasi ve mezarlikta mezar tasi olarak hayatimizda çok önemli islevler yüklenmistir. 

Tas, insan yasaminda barinmadan korunmaya, duygularini,  mesajlarini gelecege aktarmadan, sonsuz yolculugunda bedenini emanet etmeye kadar saglamligin, sonsuzlugun, güvenin simgesi olarak tarihsel çaglar boyunca insanla bütünlesen bir malzemedir.

Eski Misirlilar Aswan granitlerini, Urartular volkanik tüfleri, Hititliler bazalt taslarini ve Helenistik dönem uygarliklari mermerleri yogun olarak kullanmislardir.Bu antik uygulamalarda tasin kaynagindan yapinin yerine malzeme tasinmasinin kolayligi ve ekonomik olusunun etkisi belirgindir ancak görsel etkide sinirli kalindiginda, çesitlilik ve zenginlik arandiginda uzak yörelerden ve ülkelerden de taslarin getirildigi bilinmektedir.

Roma ve Bizans döneminde Bazalt, Mermer, Kireçtasi, Traverten, Volkanik Tüf’ler,

Kommagene Kralligi döneminde Adiyaman Nemrut Dagi’nda bulunan heykellerde Kireçtaslari,

Selçuklularda Mermer, Volkanik Tüf’ler ve yumusak Kalkerler, Andezit, Bazalt,

Osmanli döneminde Traverten, Mermer, Fosilli Kalker olan Bademli Küfeki tasi, Serpantin, renkli Granit’ler kullanilmistir.

Cumhuriyet döneminin ilk yillarinda yapilan kamu binalarinda Ankara Andezitleri, kurucumuz Ulu Önder Atatürk için yapilan Anitkabir’de çesitli renklerde Traverten, Mermer, Serpantin ve Kireçtaslari kullanilmistir.

Ayasofya ve Süleymaniye camii basta olmak üzere Istanbul’daki Roma, Bizans ve Osmanli dönemi eski tarihi yapilara bakildiginda Bakirköy Küfekisi, Hereke Pudingi, Marmara Adasi Mermeri, Çanakkale Kestanbol Graniti, Kapidag Graniti, Bilecik Taskesen Tektonik Bresi, Gülümbe Oolitli Kalkeri,  Afyon Menekse Mermeri ve Oniks ile birlikte Italya’dan getirilen Serpantin Bresi, eski yesil Porfir, Misir’dan getirilen eski kirmizi Porfir ve Aswan Granit’inin yaygin olarak kullanildigi görülmektedir.

Dünyanin ilk astronomi gözlemevi olarak yapildigi bilinen Ingiltere’de bulunan Stonehenge adli yapitta iç içe geçmis halkalar üzerine yerlestirilen 40’ar ton agirligindaki yekpare kumtasi ve diyabaz bloklari, Misir piramitlerinin yapiminda kireçtasi ve granit bloklari, Çin seddinin yapiminda kumtasi, kireçtasi ve granit kullanilmistir.

Michelangelo’nun, üzerinde on emrin yazili bulundugu levhayi az sonra ayaga kalkarak yere çalacagi izlenimi yaratan Musa Peygamberin tasvir edildigi  Moses (Musa'nin Hükmü) adli heykelinin yapimini bitirdikten sonra “ niçin benimle konusmuyorsun?” diye mirildandigi söylenir.

Günümüzde dogal taslar her ne kadar endüstri tarafindan sekillendirilse de Tas, endüstriyel bir ürün degildir.Dogada milyarlarca yilda sekillenmis, onun parçasi olup tüm gizemini barindiran benzersiz, olustuklari ortamin kosullarini yansitan iç yapilari, fosilleri ve insanlik tarafindan binlerce yillik tarih boyunca çesitli amaçlarla kullanilmasiyla dünya ve insanlik tarihinin gelisimine isik tutan nitelikleri Tasi, baska hiçbir yapi malzemesinde bulunmayan özelliklere sahip ayricalikli bir malzeme kilmaktadir.

4,6 milyar yillik dünyamizin tarihine iliskin çok önemli ve güvenilir ipuçlari veren tasin tarihi,  bu nitelikleri ile ayni zamanda insanlik ve doga tarihinin en önemli taniklari, esi bulunmaz ve taklit edilemeyen künyeleridir.

Bilim insanlarina göre 13,8 milyar yil önce olan büyük patlama(big bang)’dan sonra ve  günümüzden 10 milyar yil kadar önce henüz dünyamiz olusmamisken, ana bilesenleri %98 hidrojen ve helyumdan olusan yildizlar ve gökadalar ortaya çikarak evrenimizi olusturmuslardi.

Farkli teoriler olmakla birlikte bugün genellikle kabul edilen teoriye göre evrenin olusmasindan 5,5 milyar yil sonra, günümüzden 4,5 milyar yil kadar önce olusan Dünyamiza 4,3 milyar yil önce Mars gezegeni büyüklügünde bir cisim çarpmis ve büyük bir parça kopartarak Ay olusmustur.Çarpisma yerkabugunu kizgin bir kor eriyikle kaplamis, yavas yavas sogumasiyla da taslardan olusan, Litosfer adi verilen bir kabuk yeryüzünün dis katmanini olusturmustur.Volkanik lav akintilari, depremler, sicaklik degisimleri ve meteorlarin düsmesiyle yeryüzeyi sürekli olarak kirilip parçalanmis, lavlarla birlikte yeryüzüne çikan volkanik gazlardan su buhari, karbondioksit ve azot dünyamizin etrafinda atmosferimizi olusturmustur.

4,2 milyar yil önce isinin 100 santigrad derecenin altina inmesiyle buharlasma azalmis ve okyanuslarin olusum asamasi baslamistir.Volkanik aktiviteler sonucunda açiga çikan su buhari ile birlikte buzla kapli meteroitlerin dünyamiza düsmesiyle buharlasan su yagmur olarak tekrar dünyamiza inerek zamanla çukurluklari dolduran okyanuslari olusturmustur.    

Yerkabugunda ilk olarak Bazalt tasi ve kitalari temsil eden Granit meydana gelmistir.Ilk canlilarin görülmeye basladigi tarih günümüzden 3,5 milyar yil öncedir.

Üzerinde canlilarin yasadigi, taslardan olusan Litosfer adi verilen kismin kalinligi dünyamizin yariçapinin %1’i kadardir.

Maddenin en küçük parçasi atomlardan olusan elementlerin bir araya gelmesiyle mineraller, minerallerin bir araya gelmesiyle de  taslar olusmustur, diger bir deyisle dogaltaslar bir mineraller toplulugudur. Taslarin içerdigi minerallere bakarak olustuklari ortamlari hakkinda genis bilgiler elde edilmesi sayesindedir ki taslar, olusumlari sirasindaki dogal ortami yansitan bir belge niteligindedir. Içinde bulunan mineral ve fosiller, incelenen tasin jeolojik zaman boyunca basindan geçen tüm olaylari bize anlatir, diger bir deyisle dünyamizin milyarlarca yillik jeolojik gelisiminin izleri taslarda kayitlidir.

Minerallerin bazi türleri dogada nadir olarak ve düzgün kristaller halinde bulundugundan bunlar yari degerli veya degerli mineraller, diger bir deyisle süs taslari olarak siniflandirilirlar.Süs taslari oldukça sert, asit etkisine karsi dayanikli, islenebilir ve sekillendirildiklerinde isigi hayranlik verici bir sekilde yansitan özel taslardir.

Taslar Magmatik((Plütonik(derinlik kayalari), Volkanik(yüzey kayalari), Sub Volkanik(yari derinlik kayalari)), Sedimenter(tortul-çökel) ve Metamorfik(baskalasim) taslari olarak üç ana gruba ayrilirlar.

Jeolojik süreç boyunca magmatik taslar metamorfik ve tortul taslara, tortul taslar magmatik ve metamorfik taslara, metamorfik taslar da magmatik ve tortul taslara dönüsürler, bu döngüye “kaya döngüsü” denir.

Magma, yerkabugunun derinliklerinde bulunan ve sicakligi 600-1300 santigrad derece  arasinda degisen erimis silikat bilesiklerinden olusur. Magmanin kristallenmesi veya soguyup katilasmasiyla magmatik kayalar olusur.Bu kayalar yer kabugunun farkli derinliklerine yerlesirler veya yeryüzünde volkanlar seklinde gözlendiklerinden farkli özellikler sergilerler. Soguma ve katilasma yeryüzüne yakin yerde olursa damar taslari(yari derinlik taslari), yeryüzünde hizli bir sekilde gerçeklesirse volkanik taslar(yüzey taslari), yerkabugunun derinlerinde olursa plütonik kayalari olustururlar.

Bazalt, Andezit, Trakit, Riyolit, Diyabaz, Aplit, Pegmatit, Porfir, Granit, Gabro, Siyenit, Diyorit Magmatik kayalardandir.

Dogada varolan kayaçlarin olustuklari sicaklik ve basinç kosullarindan farkli olarak 200-800 santigrad derece isi ve basinç kosullarinin etkisi altinda kalmalari sonucu kati durumlarini koruyarak ugramis olduklari yapisal, dokusal ve bilesimsel degisiklige "Metamorfizma"  bu degisiklikle olusmus olan yeni kayaca da "Metamorfik Kayaç" denilir.

Mermer, gnays, sist, kuvarsit, arduvaz ve serpantin bilinen baslica Metamorfik taslardir.

Yerkabugunda daha önce olusmus olan her türden tasin fiziksel asinma ve kimyasal ayrisma sonucunda yer çekimi kuvveti, rüzgar, dalga, su ve buzullarla tasinip göl, akarsu havzalari ve denizlerde depolanmalari sonrasinda çesitli süreçler sonucunda yeniden taslasmasiyla olusan taslara  tortul(sedimenter-çökel) taslar adi verilir.

Bu kayalar belirli kosullarda yapi, doku ve mineralojik degisimlere ugrayarak metamorfik kayalari meydana getirir. Asiri derinlere gömülen kayalar kismi ergimeye ugrayarak yeniden magmayi olusturur.

Sedimanter kayaçlari diger taslardan ayiran en önemli özelliklerden biri fosil içermeleridir.Bu kayaçlarin incelenmesi, geçmis zamana ait dis etkenler hakkinda (iklim, bitki örtüsü ve canli yasami vb. gibi) yerkabugunun ve canli yasaminin tarihçesini aydinlatmada diger gruptaki kayaçlara (magmatik, metamorfik) göre daha saglikli bilgiler verir.

Tortul taslar hacim olarak yerkabugunun %5’ini, magmatik ve metamorfik taslar ise %95’ini olusturmakta, buna karsilik tortul taslarin kapladigi alan %75, magmatik ve metamorfik taslarin kapladigi alan ise %25 civarindadir.Dolayisiyla insanlarin faydalandigi  bir çok maden yatagini içerirler. Petrol, yer alti ve yer üstü sulari, kömür, demir, boksit, altin, elmas, uranyum vb gibi çok degerli madenler sedimanter kayaçlar içerisinde yataklanmaktadir.

Tortul taslar, Kirintili((kumtasi, çakiltasi, konglomera, bres, puding), Kimyasal(kireçtasi, traverten, oniks, dolomit), Organik(fosilli kireçtasi, kömür, gnays, sist) olmak üzere baslica üç ana gruba ayrilir.

Tortul taslar içinde yerkabugunda en yaygin olarak kireçtasi, kumtasi ve çakil taslari-konglomeralar(bres ve puding) gözlenir.Bu taslar dogal tas sektöründe yaygin bir kullanim alanina sahiptir.

Türkiye jeolojik özellikleri açisindan Alp-Himalaya kusaginda yer alir ve bugünkü bilgilerimize göre 400’den fazla çesit renk ve desende zengin dogal tas kaynaklarina sahiptir.